Salâ neden okunur? Niye İçlidir ?

 Salâ neden okunur? Niye içlidir?
Salâ neden okunur? Niye İçlidir ?
Mahallede bir cenaze varsa hüzünlü bir sesle okumaya başlar müezzin. Mahalle sakinlerinden kimin vefat ettiğini öğrenmek isteyen kulak kesilir. Bir de cuma günleri öğle ezanından bir saat önce okunur. Salâyı duyan, o günün cuma olduğunu hatırlar. Çoğu kişinin salâya dair zihnindeki bilgi bundan ibarettir. Halbuki salâ kadim bir gelenek. Eskiler sadece cenaze haberini vermek ve cuma için okumazdı. Mesela Anadolu'da bazı yerlerde akşam ezanı hariç her ezanla birlikte salâ okunurdu. (Akşamın vakti kısa olduğu için okunmadığı olurmuş.) Özellikle de sabah ezanından önce salâ okunması pek yaygındı. Her vaktin salâsı ayrı makamda okunurdu. Pazartesi ve cuma gecelerinin salâsı daha özeldi. Pazarı pazartesiye bağlayan gece salâ okunmasının sebebi, o günün Efendimiz'in doğum ve ölüm günü olduğuna inanılmasıdır. Aslında bunlar Peygamber Efendimiz'in hatırlanması ve saygıyla selamlanması için birer vasıta olarak görüyorlar.

Salâ, estetik bir haberleşme yöntemi

Vakit ezanlarından sonra okunan salârda Efendimiz'e selam ve övgü sözleri söyleniyor. Cenaze salasında ise farklı olarak ölümle ilgili hadis ve ayetler okunuyor. "Vakit geçmeden önce namaz kılmakta acele ediniz, ölüm gelmeden tövbede acele ediniz." hadisleriyle "Her canlı ölümü tadacaktır, Allah'tan geldik Allah'a gideceğiz." ayetleri okunur. Salâ, bazı kaynaklara göre Fatimiler zamanında Mısır'da başlamış, bazı kaynaklara göre ise Hz. Ömer'in torunu Abdülaziz döneminde Emevilerin zamanında okunmaya başlamış. Osmanlı, bu geleneğe diğer Müslüman toplumlardan daha çok sahip çıkmış. Dinleyenin ve okuyanın içini titretecek formlarda bestelemiş. Eskiler hem sözlerinden hem de makamından okunan salânın cenaze salâsı mı yoksa haber salâsı mı, cuma salâsı mı olduğunu anlarmış.

Cami ve tekke musikisinin son temsilcilerinden Sebilci Hüseyin Efendi'nin (1894/1975) öğrencisi Hafız Celal Yılmaz, salânın estetik bir haberleşme yöntemi olduğunu söylüyor. Cep telefonunun, internetin, hoparlörün, her kolda saatin olmadığı dönemlerde salâ insanlara hem haber veren, zamanı hatırlatan, hem de gönülleri yumuşatan bir mesajdı. Celal Hoca, insanların haberleşmek için Peygamber Efendimiz'e selam göndermesini büyük bir incelik olarak görüyor. Gençliğinde tanık olduğu karşılama salâlarını hatırlıyor. Eskiden padişah veya şeyh gibi önemli şahsiyetler camiye, tekkeye yani meclise gelince salâ ile karşılanırmış. Şatafatla değil, Hz. Peygamber selamlanarak karşılanırmış. "Ne büyük bir tevazu, ne büyük bir incelik.
Bu haber www.dinihaberler.com adresinden kopyalanmıştır
" diyor Celal Hoca. Hem insanlara padişahın veya şeyhin geldiği haber veriliyor hem de o insana tevazu sahibi olması gerektiği hatırlatılıyor, bu vesileyle de Peygamber Efendimiz saygıyla anılıyor. O sebepledir ki Celal Hoca, duyulan her salâya Peygamber Efendimiz'e salâvat getirilerek mukabelede bulunulmasını öneriyor.  Anasayfaya gitmek için tıklayın